Namık Kemal

21 Aralık 1840′ta Tekirdağ’da dünyaya gelen Namık Kemal öğrenim hayatının ardından İstanbul’da Bab-ı Ali Tercüme Odası’nda memuriyete başlamıştır. Ardından 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı.

İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı.

1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Bey’in öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Bey’dir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e gitti.

Namık Kemal, 1870 yılında İstanbul’a döndükten sonra “Diyojen” adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal’in Mağusa sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa’da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrıs’ta vermişti. Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 48 yaşında hayatını kaybetti.

Namık Kemal’in Halk edebiyatındaki önemi Ziya Paşa’nın Harabat adlı eseri karşısında Tahrib-i Harabat ve Takip adlı eserleri kaleme almasıdır.

Namık Kemal, Vaveyla, Vatan Mersiyesi, Vatan Şarkısı, Hürriyet Kasidesi gibi şiirleri başta olmak üzere roman ve tiyatrolarında vatan konusunu işlemiş döneminde halk üzerinde büyük etkisi olmuştur ve bu atkisiyle Vatan Şairi olarak anılmaktadır.

Namık Kemal’in Eserleri

  •     İntibah
  •     Cezmi
  •     Celalettin Harzem Şah
  •     Vatan Yahut Silistre
  •     Zavallı Çocuk
  •     Gülnihal
  •     Karabela
  •     Akif Bey
  •     Tahrib-i harabat
  •     Evrak-ı Perişan
  •     Devri İstila
  •     Berika-i Zafer
  •     Kanije Muhasarası
  •     Tasvir-i Efkar
  •     Hürriyet

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>