Anasayfa | Şiirler | Gazel | Reng-i rûyundan dem urmış sâgar-ı sahbâya bah ▪ Fuzûlî

Reng-i rûyundan dem urmış sâgar-ı sahbâya bah ▪ Fuzûlî

Reng-i rûyundan dem urmış sâgar-ı sahbâya bah
Âfitâb ilen kılur da’vî dutılmış aya bah

Şarap kadehine bak, senin yüzünün renginden dem vuruyor. Tutulmuş aya bak, güneş ile iddiaya girişiyor.

Sevgilinin yüzü güneşe, içinde şarap olan kadeh de tutulmuş aya benzetilmiştir. Hüsûf denen ay tutulmasında ayın parlaklığı giderek şa­rap gibi koyu kırmızı bir renk alır .

Şem’ başından çıharmış dûd-ı şevk-i kâkülün
Beyle kûteh ömr ile başındaki sevdâya bah

Mum, senin kâkülünün arzusunun dumanını başından çıkar­mış (yani senin kâkülünün aşkıyla yanarak dumanı başından çıkmış). Böyle kısa ömürle başındaki sevdaya bak.

Şevk, hem arzu hem alev anlamında tevriyeli kullanılmıştır. Mu­mun kısa ömürlü olması, kısa sürede yanıp tükenmesinden kinayedir. Sevda hem aşk hem çok kara demek olup tevriyeli kullanılmıştır. Mu­mun başındaki sevdadan dumanı kastedilerek ihâm-ı tenasüp sanatı yapmıştır.

Ey selâmet ehli ol ruhsâra bahma zinhâr
İhtirâz eyle melâmetden men-i rüsvâya bah

Ey selâmette olan kişi! Sakın o yanağa bakma, benim rüsva ha­lime bak da halkın ayıplamasından kork.

Bildi ışkında nemed-pûş olduğum âyîne-veş
Rahm idüp bir kez mana bahmaz bu istiğnâya bah

Sevgili aşkında, ayna gibi keçe giydiğimi bildi Şu aldır­mazlığa bak, merhamet edip de bana bakmaz.

Eskiden aynanın tozlanmaması için üzeri keçe ile örtülürmüş. Fakirler ve dervişler çok ucuz olduğu için keçeden hırka giyerler «Yü­züne bakmamak» deyimi tevriyedir. Önem vermemek anlamıyla bir­likte keçe ile örtülü aynaya bakılmadığından kinaye sanatı yapılmıştır.

Sînemi çâk eyle gör dil iztırâbın ışkdan
Revzen aç her dem hevâdan mevc uran deryâya bah

Göğsümü yar, gönlümün nasıl çırpındığını gör. Pencere aç da havadan her zaman dalgalanan denize bak.

Hava, rüzgâr ve arzu anlamlarında tevriyeli kullanılmıştır. Is­tırabın kök anlamı titremek, çırpınmak demektir. Mecazî anlamı keder, üzüntüdür. Beyitte ıstırap, keder anlamıyla birlikte, mevc (dalga) ve derya kelimeleriyle ilgili olarak çırpınmak anlamında kullanılmış olup ihâm-ı tenasüp sanatı yapılmıştır.

Ey diyen kim şâm-ı ikbâlün ne yüzden tîredür
Sâye salmış aya ol gîsû-yı anber-sâya bah

Ey mutluluk akşamın neden karanlıktır diyeni O anber kokulu saça baksana ayı gölgelemiş.

Sevgilinin ay gibi parlak yüzünü siyah saçları örtmüş olduğun­dan Fuzûlî’nin mutluluk gecesi kararmış. Anbersây, anber kokusu ya­yan demektir. Saye ile sây arasında tam cinas vardır. Şam: Akşam; Tire: Karanlık; Saye -. Gölge; Gisu; Saç (siyahlığı dolayısıyla! anber-sây kelimeleri bir araya toplanarak müraat-ı nazir sanatı yapılmıştır. Yüz­den kelimesi, yüz-den ve ne sebepten anlamında tevriyeUdir. Şam, gisu ile, yüz ay ile ilgili olup düzensiz leff ü neşr sanatı vardır.

Ey Fuzûlî her nice men’eylese nâsıh seni
Bahma anun kavline bir çihre-i zîbâya bah

Fuzûli! Nasihatçı seni ne kadar engellese de sen onun sö­züne bakma, güzel bir yüze bak.

Vezin: Fâ’ilâtün – Fâ’ilâtün – Fâ’ilâtün – Fâ’ilün

Hakkımızda Admin

"Edibane.com" divan edebiyatı şiirlerinden, modern şiirlere, halk edebiyatından güncel konulara kadar çok çeşitli muhtevayı barındırıyor. Eklediğimiz içeriklerle ilgili görüşlerinizi yorum kısmından, sitemizde yer almasını istediğiniz içerikleri iletişim kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Bu yazılar ilginizi çekebilir

Minyatür Sanatı

Şarâb-ı nâb getürdükçe nîm-ḫâb saňa | Nâ’ilî

شراب ناب كتوردكجه نيم خواب سكا طوتار النده قدح ماه آفتاب سكا Şarâb-ı nâb getürdükçe …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.