Bir Mersiye ▪ Tevfik Fikret

Hepsi, en bî-vefâ emellerden
Hepsi, en vefasız emellerden
En samîmi tahayyülâta kadar
En samimi hayallerime kadar
Hepsi kalbimde şimdi bir medfen,
Hepsi kalbimde şimdi gömülü,
Bir penâh-ı sükûn u hasret arar.
O (gömülü olduğu) yerde bir sessizlik ve hasret sığınağı arar.
 
Hep o ma’şûkalar türâb oldu;
Hep o (bir sevgili gibi kendisine bağlayan) sevgililer toprak oldu;
Gençliğin ravza-i hayâlinden
Gençliğin hayal bahçesinden
Pür-heves toplamıştım onları ben;
Heves dolu toplamıştım onları ben;
O gülistân bütün serâb oldu.
O gül bahçesi hayal oldu.
 
Hepsinin cânişîn-i hicrânı
Hepsinin yerine geçen ayrılık
Şimdi bir tûde zulmet-i makber;
Şimdi bir karanlık mezar yığını;
Âh olaydı yaşatmak imkânı
Ah olsaydı yaşatmak imkanı
Geçen ikbâl-i ömrü… Yok, muğber,
Geçen ömrün saadetini… Yok, kızgınım,
 
Ben o rû’yâ-yı şevke muğberim;
Ben o şevkli rüyaya kızgınım;
İstemem, gülmesin o çehre bana,
İstemem, gülmesin o çehre bana,
Müteverrim likâ-yı istihzâ,
Veremli alaycı yüz,
Onu gördükçe artıyor kederim.
Onu gördükçe artıyor kederim.
 
Onda bir şîve-i tahakküm var:
Ondan bir hükmedici ses var:
“Sen, diyor, sen benim esîrimsin;
“Sen, diyor, sen benim esirimsin;
Yaşıyorsun benimle, benden umar
Yaşıyorsun benimle, benden umar
Nefhâ-i inbisâtı her nefesin…”
Her nefesin benden açılma umar…”
 
Her nefes, böyle her nefes duyarım
Her nefes, böyle her nefes duyarım
Bu muhakkir sadâyı mazîden…
Bu aşağılayıcı seslenişi maziden…
Var hayatımda bir tasarruf eden;
Hayatıma tasarruf eden biri var;
Var ki ben pençesinde muztarım.
Var ki ben pençesinden kurtulamamaktayım.
 
Hani âgûş-ı itimâdımda
Hani kucakladığım itimat ettiğim (hayal)
Üç gün evvel gülen ümîd-i latîf?
Üç gün önce gülen güzel ümit?
O da mahvoldu; şimdi yâdımda
O da mahvoldu; şimdi hatıramda
Kalan efsürde bir sehâb-ı kesîf.
Kalan sönmüş, donuk bir bulut yoğunluğu. (belirsizlik)
 
İşte en sonra sen de eksildin,
İşte en sonra sen de eksildin,
Sen de gittin, senin de arkandan
Sen de gittin, senin de arkandan
Ağladım, ağladım; fakat insan
Ağladım, ağladım; fakat insan
Ağlamaktan da korkuyor… Miskin!
Ağlamaktan da korkuyor… Âciz, zavallı!
 
Âh sen, sen ki zîr-i bâlinde
Ah sen, sen ki kanadının altında
Bir yeşil köy hayatı saklardın;
Bir yeşil köy hayatı saklardın;
Şi’rimin nuhbe-i meâlinde
Şiirimin seçkinliğinde, (anlamlı söyleyişinde)
Sen, bütün safvetinle sen vardın.
Sen, bütün arılığınla, saflığınla sen vardın.
 
Ne ser-âzâde ömr-i sâfiydi
Ne başıboş (istediği gibi) safça yaşayış
Geçecek gölgesinde çamlarının;
Geçecek çamların gölgesinde;
Sende kalmıştı münfail, kırgın,
Sende kalmıştı gücenmiş, kırgın,
Muztarib gönlümün son ümmîdi.
Iztırab çeken gönlümün son ümidi.
 
Sen de gittin, seninde arkandan
Sen de gittin, seninde arkandan
Ağladım, ağladım, harâb oldum…
Ağladım, ağladım, harâb oldum…
Ne olurdu, gunûde-i nisyân,
Ne olurdu, unutuş uykusuyla
Geçebilseydi bî-emel bir an,
Geçebilseydi emelsiz (kaygısız) bir an,
Diyebilseydim: “Ooh, kurtuldum!”
Diyebilseydim: “Ooh, kurtuldum!”
 
Tevfik Fikret (Servet-i Fünun, No:437, 1315/1899)

. Muhammet Emin Kabakuş

1982’de Erzurum’da doğdum. İlkokuldan sonra Gaziler Kur'an Kursuna devam ederek hafız oldum. Erzurum Lisesini bitirdim. Askerlik görevini Kosova Prizren'de tamamladım. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. Evliyim. İki çocuk babasıyım. Bir kamu kuruluşunda bilişim alanında çalışmaktayım. İnternet yayıncılığının ülkemizde yeni yeni gelişmeye başladığı dönemde Humakuşu adlı web sayfasını kurdum. Erzurum’un kültür ve sanat hayatını konu alan bu dijital yayıncılığı, aynı adı taşıyan derginin basılıp yayınlanması takip etti. Web yayıncılığının yaygınlaştığını, Erzurum’u konu alan internet sitelerinin çoğaldığını, muhtevalarının benzer ve dar bir çerçevede kaldığını görünce bir başka alana yöneldim. Daha geniş çevrelerce takip edildiğini görmekten mutluluk duyduğum Edibane.com adlı bu internet sitesini kurdum. Sekiz yıldır yayındayım. Nice sekiz yıllarda sizlerle birlikte olmayı diliyorum.

Bu yazılar ilginizi çekebilir

Yağmur ▪ Tevfik Fikret

Küçük, muttarid, muhteriz darbeler  Küçük, tekdüze, ürkek vuruşlar  Kafeslerde, camlarda pür-ihtizâz; Kafeslerde, camlarda titreşerek; Olur …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.