Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî-misl ü bahâdır | Nedîm

Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî-misl ü bahâdır
Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedadır

Bir gevher-i yek-pâre iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezadır

Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ
El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır

Her bağçesi bir çemenistân-ı letafet
Her gûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safadır

İnsaf değildir anı dünyâya değişmek
Gül-zârların cennete teşbih hatâdır

Hep halkın etvârı pesendîde vü makbul
Derler ki biraz dilberi bî-mihr ü vefadır

İstanbul’un evsâfını mümkün mü beyân hiç
Maksûd heman Sadrı kerem-kâre senadır

Ey Sadr-ı kerem-kâr ki dergâh-ı refîin
Erbâb-ı dile kıble-i ümmîd ü recâdır

İdin ola ikbâl ü saadetle mübarek
Günden güne ikbâlin ola gün gibi zahir

Sadrında seni ey leye Hak dâmi ü sabit
Hep âlemin ettikleri şimdi bu duadır

Ey Sadr-ı cihan-hân ede Hak devletin efzûn
Kim devletin erbâb-ı dile Lûtf-ı Hudâdır

Ez-cümle Nedîmâ kulun ey âsaf-ı devrân
Müstağrak-ı lûtf u kerem ü cûd u atadır
Mef û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe û lün

Nedîm Osmanlı’nın en meşhur divan edebiyatı şairlerindendir. Şöhretini Osmanlı Devleti’nin 1718 – 1730 yılları arasındaki Lâle Devri’nde kazanmıştır. Yaşamı ve eserleri ile o devrin ruhunun temsilcisi olarak kabul görmektedir.

Bu İstanbul kenti değer biçilemeyecek kadar eşsizdir,
Onun bir taşına tüm Acem ülkesi feda olsun.

O, iki deniz arasında tek parça bir mücevher gibidir,
Dünyayı aydınlatan, ısıtan güneş ile bir tutul­sa yeridir.

Cennet altında mıdır üstünde midir?
Gerçekten bu ne haldir, bu ne hoş su ve hava­dır?

Her bahçesi bir güzellik çimenliği gibidir,
Her köşesi insana zevk ve yaşama isteği verir.

O’nu dünya ile değişmek insafsızlık olur,
Gülbahçesini cennete benzetmek yanlış olur.

Tüm halkının davranışları seçkin ve kibardır,
Yalnız güzelleri biraz vefasızdır derler.

İstanbul’un niteliklerini anlatmak hiç mümkün müdür?
Amaç, hemen o cömert sadrazamı övmektir.

Ey cömert sadrazam! Senin bulunduğun yüce makam,
Gönül sahiplerinin ümit ve dilek kıblesi gibidir.

Bayramın yücelik ve mutluluk içinde geçsin,
Yüce tahtın gün geçtikçe bir güneş gibi aydınlık saçsa

Tanrı, senin sadrazamlığını başımızda sürekli kılsın,
Ülkemizde herkesin, duası şimdi budur.

Ey dünyanın sahibi! Tanrı, senin devletini yüceltsin!
Çünkü senin devletin gönül dostlarına Tanrı’nın bir bağışıdır.

Ey dönemin büyük veziri! özetle diyeceğim şu ki,
Sayende Nedim kulun, senin cömertliğine boğulmuştur.

. Muhammet Emin Kabakuş

1982’de Erzurum’da doğdum. İlkokuldan sonra Gaziler Kur'an Kursuna devam ederek hafız oldum. Erzurum Lisesini bitirdim. Askerlik görevini Kosova Prizren'de tamamladım. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. Evliyim. İki çocuk babasıyım. Bir kamu kuruluşunda bilişim alanında çalışmaktayım. İnternet yayıncılığının ülkemizde yeni yeni gelişmeye başladığı dönemde Humakuşu adlı web sayfasını kurdum. Erzurum’un kültür ve sanat hayatını konu alan bu dijital yayıncılığı, aynı adı taşıyan derginin basılıp yayınlanması takip etti. Web yayıncılığının yaygınlaştığını, Erzurum’u konu alan internet sitelerinin çoğaldığını, muhtevalarının benzer ve dar bir çerçevede kaldığını görünce bir başka alana yöneldim. Daha geniş çevrelerce takip edildiğini görmekten mutluluk duyduğum Edibane.com adlı bu internet sitesini kurdum. Sekiz yıldır yayındayım. Nice sekiz yıllarda sizlerle birlikte olmayı diliyorum.

Bu yazılar ilginizi çekebilir

Mersiye-i Hazret-i Süleymân Hân aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân | Bâkî

Mersiye-i Hazret-i Süleymân Hân aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân 1.BEND mefûlü / fâilâtü / mefâîlü / fâilün Ey …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.