Sezai Karakoç

22 Ocak 1933 tarihinde Ergani, Diyarbakır’da dünyaya gelmiştir.  Çocukluğu bir Anadolu kasabası Ergani’de geçer. Şair geleneksel hayatın hüküm sürdüğü dönemlerde orada yaşar. Adet, töre, tabiat canlıdır, şiirlerinde bunları işler. Küçük dağın üzerinde “Zülküfül Makamı” vardır manevi hava ile kasaba hayatı birleşir. 1962 – 1965’te gazetelerde yazılar yazar. Şiire olan ilgisi lise yıllarında başlar lisede doğu ve batı klasiklerini okur Osmanlıca ve yabancı dil öğrenir. Yayımlanan ilk şiiri 1950’de lise dönemindedir. Bu ilk dönem şiirlerinde Necip Fazıl ve Muhip Dranas etkisi vardır. Batılı şairleri de sıklıkla okur. 1955’te iki sayı “Şiir Sanatı” dergisini çıkarır bu yıllarda kendisine şöhret kazandıran Mona Rosa‘yı yayımlar (1952). İkinci Yeni’ye 1955’lerden itibaren katılır Cemal Süreya ile beraber düşünür, eleştiri yaparlar. İmgeye dayalı çağrışım gücü zengin ve serbest şiirin hâkim olduğu İkinci Yeni özelliğini benimser Pazar Postası’nda şiir ve yazıları yayımlanır. Bir takım eleştiriler yapar ve İkinci Yeniyle yavaş yavaş yolları ayrılır. Ölüm teması 1956’da annesinin vefatı ile öne çıkar ama baştan beri geleneksel ve İslam kültürüne olan ilgisi nedeniyle metafizik yaklaşımı, hayatı, insanı sorgulamaya başlamıştır bu da İslam kültürü ile ilgili kavramları şiire taşımasında etkili olmuştur. İmgeyi ve zengin çağrışım dünyasını şiirin ana unsuru yapan şair çocukluğunu ve dönemin gelenek göreneğini, coğrafyasını, kasabayı, ramazanları, yazları, kışları, bayram, düğün, ölüm gibi yansımaları şiirine katmıştır. Onun şiiri imge ve soyutlamalarla doludur. Soyutu şiirde kalıcılığa yönelme olarak kabul eder. Şöyle der: “ Sanatın, âmentüsünde, metafizik ve soyut, biri insanüstünün ve doğaüstünün, öteki zaman ve şartlar üstünün kapılarını aralarlar.” anlamdan uzaklaşmayı sağlar. Şiirde anlam için şöyle der “Şair düşünceyi ya olağan dışı bir zeka ile donatarak ya da aptallaştırarak kullanır yani anlam yeni şiirde (İkinci Yeni) kendi öz fonksiyonunu yitirmiştir, bir uyurgezerdir. Büsbütün anlamsız bir şiir düşünülemez. Ona göre ilham şiirde ilk iştir, sonrası çalışmadır. Çalışmayı daha çok soyutlama olarak alır. Şair milletin sözcüsü yol göstericisi, kalbi, nabzı, çarpan yüreğidir. “Şiir sanatı kadar millet sanatı olan başka bir sanat yoktur” der. “İçerik kadar biçimde önemlidir” der. Yeniyi “eskinin sırrını bulmak” olarak ifade eder. Sanatta yeniliğin geleneğe karşı çıkarak olmayacağını işe onun bıraktığı yerden başlanması gerektiğini ifade eder. Geleneksel şiirle ilgisi kültürel yakınlık ile başlar halk ve divan şiirini okur, doğu klasiklerini iyi bilir hatta “Kaside-i Bürde”yi Türkçeye çevirir çocukluk yıllarında “Hüsn-ü Aşk” ile olan ilgisini onu çözmeye çalışmasını uzun uzun anlatır. Leyla ile Mecnun’u yeni bir kurgu ile kaleme alır. Batı eserlerini üniversite yıllarında okur özellikle T.S. Eliot ve Ezra Pound ile özel bir yakınlık kurar. Dörtlükler ve beyitlerle kurulu şiirler sonraki dönem eserlerinde yer yer karşımıza çıkar, ama geleneksel şiir yakınlığı daha çok kelimeler, mazmunlar, mekanlar ve isimler üzerinden kurduğu yakınlık ile oluşur.

Sezai Karakoç
Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Maliye müfettiş yardımcısı, Gelirler Genel Müdürlüğü’nde kontrolör olarak çalıştı. Resmi görevden ayrıldı. Yeni İstanbul ve Sabah gazetelerinde fıkra yazarlığı yaptı. Şimdi İstanbul’da şiir yazmaya devam ediyor.

Önce iki sayı devam eden Şiir Sanatı adlı dergiyi, sonra Diriliş dergisini çıkardı. Karakoç, şiir üslubu bakımından, az çok İkinci Yeni’ye yakın sayılsa da, şiirinde işlediği temalar, inandığı değerler bakımından şiirimizde yeni ve değişik bir sestir.

İslami düşünceyi modern şiirdeki gerçeküstücülükle bağdaştırmakta, mistisizmden yararlanmakta, çarpıcı benzetme ve sembollerle, denenmemiş, bağımsız şiirler yazmaktadır.

Sezai Karakoç’un Eserleri

Şiir

ŞİİRLER I Hızırla Kırk Saat
ŞİİRLER II Taha’nın Kitabı/Gül Muştusu
ŞİİRLER III Körfez/Şahdamar/Sesler İkinci Yeni döneminde yazmış olduğu eserler
ŞİİRLER IV Zamana Adanmış Sözler
ŞİİRLER V Ayinler/Çeşmeler
ŞİİRLER VI Leylâ ile Mecnun
ŞİİRLER VII Ateş Dansı
ŞİİRLER VIII Alın Yazısı Saati
ŞİİRLER IX Monna Rosa (Aşk Ve Çileler)
ŞİİRLER X Monna Rosa (Ölüm ve Çerçeveler)
ŞİİRLER XI Monna Rosa (Pişmanlık ve Çileler)
ŞİİRLER XII Ve Monna Rosa
ŞİİRLER XIII Karayılan
GÜN DOĞMADAN Şiirlerin Toplu Basımı

Çeviri Şiir

Batı Şiirlerinden
İslâmın Şiir Anıtlarından

Deneme

Edebiyat Yazıları I Medeniyetin Rüyası Rüyanın Medeniyeti Şiir
Edebiyat Yazıları II Dişimizin Zarı…
Edebiyat Yazıları III Eğik Ehramlar

Düşünce

Ruhun Dirilişi
Kıyamet Aşısı
Çağ ve İlham I-II-III-IV
İnsanlığın Dirilişi
Diriliş Neslinin Âmentüsü
Yitik Cennet
Makamda
İslâmın Dirilişi
Gündönümü
Diriliş Muştusu
İslâm
İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü
Düşünceler I-II
Dirilişin Çevresinde
Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi I-II-III
Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı I-II
Unutuş ve Hatırlayış
Varolma Savaşı
Çağdaş Batı Düşüncesinden
Çıkış Yolu I-II-III

İnceleme

Yunus Emre
Mehmed Âkif
Mevlâna

Piyes

Piyesler I
Armağan

Hikaye

HİKÂYELER I Meydan Ortaya Çıktığında
HİKÂYELER II Portreler

Günlük yazılar

Farklar
Sütun
Sûr
Gün Saati
Gür

Röportaj

Tarihin Yol Ağzında

Belgesel
Gün Doğmadan

Hakkımızda Admin

"Edibane.com" divan edebiyatı şiirlerinden, modern şiirlere, halk edebiyatından güncel konulara kadar çok çeşitli muhtevayı barındırıyor. Eklediğimiz içeriklerle ilgili görüşlerinizi yorum kısmından, sitemizde yer almasını istediğiniz içerikleri iletişim kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Bu yazılar ilginizi çekebilir

Hızırla Kırk Saat’ten | Sezai Karakoç

Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz Bu kesik dansa karşı bana bir şey …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.