Terkîb-i Bend III| Ziyâ Paşa

بر قطره ايچن چشمۀ پر خون فنادن
باش آله مز بر دخى باران بﻻدن

Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-ı fenâdan,
Başın alamaz bir dahî bârân-ı belâdan.

Faniliğin kan dolu çeşmesinden bir damla içen,
Bir daha belâ yağmurundan kurtulamaz.

آسوده اولم ديرسك اكر كلمه جهانه
ميدانه دوشن قورتيله مز سنك قضادن

Âsûde olam dersen eğer gelme cihâne,
Meydâne düşen kurtulamaz seng-i kazâdan.

Eğer rahat olayım dersen dünyaya gelme,
[Çünkü] Dünyaya gelen ölüm taşından kurtulamaz.

ثابت قدم اول مركز مأمون رضاده
وارسته اولوب داءرۀ خوف ورجادن

Sâbit-kadem ol merkez-i me’mûn-ı rızâda,
Vâreste olup dâire-i havf u recâdan.

Rızanın güvenilir merkezinde sözünde dur,
Korku ve ümit dairesinden kurtul.

طورسون كف حكمكده ثر ازوى عدالت
خوفك وار ايسه محكمۀ روز جزادن

Dursun kef-i hükmünde terâzû-yı adâlet,
Havfın var ise mahkeme-i rûz-ı cezâdan.

Kararlarında adalet terazisi elinde olsun,
Eğer mahşer gününde hesap vermekten korkuyorsan.

هر كيم كه آرار بوى وفا طبع بشرده
بكزر اكا كيم دولت اومار ظل همادن

Her kim ki arar bû-yı vefâ tab’-ı beşerde,
Benzer ona kim devlet umar zıll-ı hümâdan.

Kim insanın tabiatında vefa duygusu ararsa,
[O kişi] Huma kuşunun gölgesinden fayda bekleyene benzer.

بى بخت اوﻻنك باغنه بر قطره سى دوشمز
باران يرينه در وكهر ياغسه سمادن

Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez,
Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan.

Talihsiz olanın bahçesine bir damlası düşmez,
Yağmur yerine inci ve mücevher yağsa gökten .

ارباب كمالى چكه مز ناقص اولنلر
رنجيده اولور ديدۀ خفاش ضيادن

Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar,
Rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan.

Olgun olmayan kişiler fazilet sahibi kişilere katlanamaz,
[Nasıl ki] Yarasanın gözü ışıktan rahatsız olur.

هر عاقله بر درد بو عالمده مقرر
راحت ياشامش وارمى كروه عقﻻدن

Her âkıle bir derd bu âlemde mukarrer,
Râhat yaşamış var mı gürûh-ı ukalâdan?

Bu dünyada, her akıllı kişinin başında bir dert olmasına hükmedilmiştir,
Hiç akıllı insanlar topluluğundan olan rahat yaşamış biri var mı?

حل ايتمديلر بو لغزك سرينى كيمسه
بيك قافله كچدى حكمادن فضﻻدن

Halletmediler bu lûgazın sırrını kimse,
Bin kâfile geçti hükemâdan, fuzalâdan.

Bu bilmecenin sırrını hiç kimse çözemedi,
Bu dünyadan binlerce faziletli kişi ve bilgin geçti [de].

قيل صنعت اوستادى تحيرله تماشا
دم اورمه اكر عارف ايسك چون وچرادن

Kıl san’at-ı üstâdı tahayyürle temâşâ,
Dem urma, eğer ârif isen çûn ü çirâdan.

Sanatkârın sanatını hayranlıkla seyret,
Eğer bilgili bir kişi isen, nedeni ve niçini üzerinde durma.

ادراك معالى بو كوچك عقله كر كمز
زيرا بو ترازواوقدر صقلتى چكمز

İdrâk-i me’âlî bu küçük akla gerekmez,
Zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez.

Yüce anlamları kavramak bu küçük akıl için gerekmez,
Çünkü bu terazi o kadar ağırlığı tartmaz.

اچنجى بند | تر كيب بند |ضيا پاش

Üçüncü Bend | Terkîb- i Bend | Ziyâ Paşa

. Muhammet Emin Kabakuş

1982’de Erzurum’da doğdum. İlkokuldan sonra Gaziler Kur'an Kursuna devam ederek hafız oldum. Erzurum Lisesini bitirdim. Askerlik görevini Kosova Prizren'de tamamladım. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. Evliyim. İki çocuk babasıyım. Bir kamu kuruluşunda bilişim alanında çalışmaktayım. İnternet yayıncılığının ülkemizde yeni yeni gelişmeye başladığı dönemde Humakuşu adlı web sayfasını kurdum. Erzurum’un kültür ve sanat hayatını konu alan bu dijital yayıncılığı, aynı adı taşıyan derginin basılıp yayınlanması takip etti. Web yayıncılığının yaygınlaştığını, Erzurum’u konu alan internet sitelerinin çoğaldığını, muhtevalarının benzer ve dar bir çerçevede kaldığını görünce bir başka alana yöneldim. Daha geniş çevrelerce takip edildiğini görmekten mutluluk duyduğum Edibane.com adlı bu internet sitesini kurdum. Sekiz yıldır yayındayım. Nice sekiz yıllarda sizlerle birlikte olmayı diliyorum.

Bu yazılar ilginizi çekebilir

Hansı gülşen gülbüni serv-i hırâmânunca var | Fuzûlî

Hansı gülşen gülbüni serv-i hırâmânunca var Hansı gülbün üzre gonce la’l-i handânunca var Hangi gül …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.