Tevfik Fikret

Gayyâ-yı Vücûd ▪ Tevfik Fikret

Bazı kırlarda gezerken görülür nefretle;
Bir çukur yerde birikmiş mütekeddir bir su,
Solucanlarla, sülüklerle, yılanlarla dolu.

Adacıklar gibi sathında yüzen ebr-i hevâm,
Sazların zıll-ı kesîfinde o bî-had, bî-nam
Kaynaşan mahşer-i muntin, acı bir haşyetle

Titretir kalbi, fakat kurtulamaz gözleriniz
Nazar etmekten o mir’ât-i sem-âlûda yine,
Sizi bir cazibe almış gibidir pençesine.

Rûhunuzdan ne kadar gelse nidâ-yı nefret
Oradan ayrılamaz dikkatiniz bir müddet,
Oradan dönmeğe kuvvet bulamaz gözleriniz…

İşte gayyâ-yı vücûd, işte o zulmet, o batak;
Beşerin işte, pür ümmîd ü heves, müstağrak
Ka’r-ı târında şinâh ettiği girdâb-ı ufûl…

Rûh-ı sâfı şeb-i a’mâkına ettikçe nüzûl
Çırpınır gayz u teneffürle; fakat bî-ârâm
Edecektir bu nüzûlünde ebedlerle devâm.

Tevfik Fikret (Servet-i Fünun, 1899)

  • gayyâ-yı vücûd: Varlık Çukuru (cehennemi)
  • ebr-i hevâm: böcek bulutu
  • zıll-ı kesîf: koyu gölge
  • haşyet: korku, ürperti
  • mir’ât-i sem-âlûd: zehir bulaşmış ayna
  • müstağrak: kendinden geçmş
  • şinâhet: yüzmek
  • rûh-ı sâf: saf ruh
  • a’mâk: derinlik
  • bî-ârâm: dinlenmeksizin
  • bî-had: hadsiz, sayısız
  • mahşer-i muntin: kokuşmuş kalabalık
  • ka’r-ı târ: karanlık çukur
  • girdâb-ı ufûl: yokluk girdabı
  • şeb: gece
  • gayz u teneffür: kin öfke nefret
  • mütekeddir: Kederli,sıkıntılı,
  • sath: üst,
  • bî-nam: isimsiz
  • zulmet: Karanlık
  • nüzûl: İnmek
Gayyâ-yı Vücûd | Varlık Cehennemi
Bazı kırlarda gezerken görülür nefretle;
Bazı kırlarda gezerken görülür nefretle;
Bir çukur yerde birikmiş mütekeddir bir su,
Bir çukur yerde birikmiş kokuşmuş bir su,
Solucanlarla, sülüklerle, yılanlarla dolu.
Solucanlarla, sülüklerle, yılanlarla dolu.
Adacıklar gibi sathında yüzen ebr-i hevâm,
Adacıklar gibi üzerinde yüzen böcek bulutları,
Sazların zıll-ı kesîfinde o bî-had, bî-nam
Sazların gölgesinde sayısız, isimsiz
Kaynaşan mahşer-i muntin, acı bir haşyetle
Kaynaşan kokuşmuş kalabalık, acı bir korkuyla
Titretir kalbi, fakat kurtulamaz gözleriniz
Titretir kalbi, fakat kurtulamaz gözleriniz
Nazar etmekten o mir’ât-i sem-âlûda yine,
Bakmaktan o zehir bulaşmış aynaya yine,
Sizi bir cazibe almış gibidir pençesine.
Sizi bir cazibe almış gibidir pençesine.
Rûhunuzdan ne kadar gelse nidâ-yı nefret
Rûhunuzdan ne kadar gelsede nefret seslenişi
Oradan ayrılamaz dikkatiniz bir müddet,
Oradan ayrılamaz dikkatiniz bir müddet,
Oradan dönmeğe kuvvet bulamaz gözleriniz…
Oradan dönmeğe kuvvet bulamaz gözleriniz…
İşte gayyâ-yı vücûd, işte o zulmet, o batak;
İşte varlık cehennemi, işte o karanlık, o batak;
Beşerin işte, pür ümmîd ü heves, müstağrak
İnsanın işte, ümid dolu heves dolu, kendinden geçmiş
Ka’r-ı târında şinâh ettiği girdâb-ı ufûl…
Karanlık çukurda yüzdüğü yokluk girdabı…
 
Rûh-ı sâfı şeb-i a’mâkına ettikçe nüzûl
Saf ruhu karanlığın derinliğine indikçe
Çırpınır gayz u teneffürle; fakat bî-ârâm
Çırpınır öfkeyle nefretle; fakat durmaksızın
Edecektir bu nüzûlünde ebedlerle devâm.
Devam edecektir o inişe sonsuza kadar.
Tevfik Fikret (Servet-i Fünun, 1899)

Bu yazılar ilginizi çekebilir

Yağmur ▪ Tevfik Fikret

Küçük, muttarid, muhteriz darbeler  Küçük, tekdüze, ürkek vuruşlar  Kafeslerde, camlarda pür-ihtizâz; Kafeslerde, camlarda titreşerek; Olur …

Bir yorum

  1. Bu şiirin tamamı mı acaba?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.