Münâcaat (Bir mürvetin vardır gerçek erlere) Noksânî

Bir mürvetin vardır gerçek erlere
Muhammed Mustafâ Ali’den meded
Hatîce Fâtıma candan yârlara
Hasan ile Hüseyin veliden meded

Zeynel Bâkır’dır ezberim virdim
Ca’fer’in hâkpâyına yüzüm sürdüm
Mûsâ Kâzım Rızâ mürvete geldim
Şâh Takî bâ Nakî uludan meded

Hasanü’l Askerî şâha varalım
Muhammed Mehdî’nin didârın görelim
Ma’sûm-i Pâklere can baş virelim
Hünkâr Hacı Bekdaş Velî’den meded

Şeyh Safi üstâdım gürûh-i nâcî
Sadrüddin muhibb-i hânedân tâcı
Veysel Karânî’dir derdler ilâcı
Sunar Sultan Hızır doludan meded

Mîkâîl İsrâfil râh-ı Hak açar
Azrâil elinden mevt-i can biçer
Delîlî Cebrâil göklere uçar
Nurdan nerdübânı yol iden meded

Kanber’i Kanber idip bildiren
Düşmişlerin elin alup kaldıran
Zülfikar ile bed nefsimiz öldüren
Cümle ervâhları kul iden meded

Pîr Sultan Abdal’ı nûrına katup
Sultan Hatâyî’yle dest-dehmân tutup
Kul Himmet’le her bir sırlara yetüp
Nesîmî’nin derisin yüzdüren meded

Koca Seyyid Köse Seyyid pirlere
Nur Seyyid’le Seyyid Mençeklîlere
Seyyid Sabun’la Baba Mansurlılara
Sarı Saltık Kızıl Deli’den meded

Minnet eyleyelim Uryân Hızır’a
Abdal Mûsâ Garib Mûsâ Hâzır’a
Gözcü Karaca Ahmed nâzıra
Bekleye kar (u) kış toludan meded

Sultan Ali Abbâs âlemin nûrı
Körteren şeyhleri onların yâri
Gönlümüz arzular güzel hûb yâri
Bandırıp zehiri bal iden meded

Kara Pirvet yardım ider düşküne
Abdülvahhâb yol gösterir şaşkına
Derviş Halil Derviş Cemâl aşkına
Munzur çeşmesin göl iden meded

Urfa’da yatan Halilü’r-rahmân
Sultan Sinemilli her derde dermân
Şeyh Hasan ile güzel Şeyh Çoban
Şeyh Ahmed Dede’ye gel iden meded

Sultan Melek nikab çekmiş yüzüne
Kişdim evliyâsın düşdüm izine
Dürük Baba Kurt Baba’nın tuzuna
Kavuşalım himmet Ali’den meded

Hızır Abdal ile mermeri atan
Yalıncak Sefil’in cârına yeten
Sultan Samud ile birliğe biten
Seyyid Battâl Gazi Veli’den meded

Şeyh İbrahim de bir gürbüz erdir
Kara Hacı ile hem sâdık yârdır
Abûzer Gaffâr’ı bir gizli sırdır
Ebâ Müslim ile câ iden meded

Sefil Kemter Er Mustafa Virânî
Kul Yusuf ile Ednâ hem Kul Veli
Kul Siyâhî Kul Hüseyin Şeyhoğlu
Kaygusuz sersemi gül iden meded

Fuzûlî Niyâzî Devrî Sezâyî
Huzûlî Zaîfî Hayretî Dâyî
Eşrefoğlu aşk-ı ummânda Hüdâyî
Aşk ile bâbından gel iden meded

Hakkı İbrahim’le kılın nidâyı
Kemâl-i Ümmî’yi Mansur Hüdâyî
Selâ diye dinleyenler sadâyı
Candan dinleyeni dirilden meded

Nice bin âşıkın var(ü) ilâhi
Cümlesi bir dilden söyler her gâhi
Güni güni seyr iderler dergâhı
Her taraf cemâlin nûr iden meded

Bu dünyâda gerçek erenler çokdur
Vasfını itmeğe kudretim yoktur
Üçler beşler kırklar yediler hakdır
Dört kapudan Hakk’a gel iden meded

Niyâzım seksen bin Urum erine
Yetiresin doksan bin Horâsan pirine
Yüz bin şâh evliyâsının nûrına
Gel bağışla bizi Yaradan meded

Yek nefes ile can binasın kuran
On sekiz bin âlemin kalbine giren
Çâr anâsır şeş cihetden dem vuran
Lâ mekân ilimi yol iden meded

İbtidâ vücutda Âdem’i kuran
Havvâ ile cennet içre oturan
Töhmet idüp bu dünyaya getüren
Nâcî ile Şît’i yâr iden meded

Ezeli kudret kandilinden nur iden
O zamanda Âdem ile yâr iden
Gürüh-i nâcî kolunda seyr iden
Muhabbet kullarını nûr iden meded

Yetmiş iki milleti icâd eyleyen
Her birine bir dil ile söyleyen
Nâcî deryâsına girüp boylayan
Halkdan ırak Hakk’a yâr iden meded

Evliyâyı “Yetmişiki”den seçen
Cisminden vaz-gelüp varından geçen
Gürüh-ı nâciye rahmetin saçan
Lahmike kavlini hür iden meded

Nûh Nebî ile gemiyi çatan
Kimini gark idüp kimine yeten
Mağribden top atup maşrıktan tutan
Ad kavmine hışmı yol iden meded

İlyâs ile yedi deryada yüzen
Yunus ile balık karnında gezen
İsâ’yle balçıkdan yarasa düzen
Cercis’i öldürüp dirilden meded

Ya’kub ile ağlayub zâr iden
Halil İbrahim’e nârı nur iden
Yusuf’a kuyudan yetüp câr iden
Mısr’a sultan idüp şâd iden meded

İshak Nebî’ye nübbüvet viren
Hızır ile âb-ı hayâta giren
El yesâ’u Zülkif ile dem vuran
Münkirler gözünü kör iden meded

İdris Nebî ile hülleyi biçen
Kadî-i haşr olup müşkiller seçen
Ma’rifet bağında bülbül tek uçan
Kokusunu gonca gül iden meded

İsmâil’e kurban diye emr olan
Koçu gönderüp şâd idüp gülen
Mûsâ ile bin bir kelâm söyleyen
Dâvûdî âhengi mum iden meded

Eyyûb gibi sabr eyleyüp her derde
Lokman gibi tavaf olup her yerde
İskender Şuayib Sâlih güherde
Yahyâ ismin virüp dirilden meded

Kaf dağından Süleymân’a yol açan
Zekeryâ ile hem özünü biçen
Yûşa’ ile bile cevâhir saçan
Üzeyr ölmiş iken diri iden meded

Muhammed’le hatm-i enbiyâ olup
Yüz yirmi dört bin nebîden gelüp
Nûr-i nübüvveti Ali’de bulup
Dü cihân sultânı Velî’den meded

Noksânî kulunuz ister keremî
Gönlümüzden kaldırın derd ü veremi
Tabib olup yaralarım sara mı
Cümle derdlere devâ eyleyen meded

Noksânî


Elçin, Şükrü (1997). Halk Edebiyatı Araştırmaları-1. Ankara: Akçağ Yay. 89-91.

Bu yazılar ilginizi çekebilir

Dedim Cevretme Ey Afet | Yusufelili Huzurî

Dedim cevretme ay afet Dedi hüblarda adettir Dedim yok çekmeğe takat Dedi sabret selamettir Dedim …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.